Orta Reklam

Cep Telefonunun Tarihi Gelişimi

13 Mart 2014 Perşembe AhmetZekiTasgar Tarafından Yazılmıştır.

Motorola Dynatac 8000x

Cep telefonunun mucidi o dönemde Motorola’da mühendis olarak çalışan Martin Cooper’dır. 1973 yılında ilk cep telefonunu geliştirmiştir. İlk cep telefonu 1 kgdan fazla ağırlıktaydı ve tam dolu batarya ile 20 dakikalık bir görüşme yapılabiliyordu. Martin Cooper yıllar sonra bu telefon için “Telefonun uzun süre elde tutulmaması açısından iyiydi.” demiştir.

İlk telefonun fıyatı 3.995 dolardı
Motorola bu gelişmeden sonra 10 yıl boyunca yaklaşık 100 milyon dolardan fazla harcama yaparak 1983 yılında Dynatac 8000x modelini piyasaya sundu. 3.995 dolardan satışa sunulan cep telefonu 800 gram ağırlığında 300 mm x 44 mm x 89 mm boyutlarındaydı. Sadece LED göstergesi bulunan telefonun ekranı yoktu. Telefonun boyutlarının dışında en kötü özelliği 15 cm’ye varan anteni bulunmasıydı.

Telefonların artık ekranı vardı
1989 yılına gelene kadar Motorola, bu cep telefonu geliştirmek için yoğun çaba harcadı. Sonuç olarak anteni küçülmese de boyutları ve ağırlığı neredeyse yarı yarıya düşen MicroTAC 9800X modeli satışa sunuldu. Bu modelin en büyük özelliği tuş takımının üzerinde kapak yer almasıydı. Kapaklı ilk telefon da böylece 1989 yılında üretilmiş oldu. MicroTAC 9800X’in 8 karakter gösterebilen LED ekranı vardı. Sadece iki telefon olduğundan bu telefon dünyanın en hafif ve en küçük telefonu olarak tanıtılıyordu.

MicroTAC 9800X


Bataryalar çok ağır ve güçsüzdü
O dönemde telefonlar için Nikel Kadmiyum batarya kullanılıyordu. Bu batarya telefonun ağırlığını artırıyor, çok fazla ısınma yapıyor ve zehirli bir maddeden üretildiği için kullanıcılar tarafından tehlike oluşturuyordu. Ayrıca pil tamamen boşalmadan şarj edilemiyordu. İkinci bir batarya satın alamayacağınız için kullanıcılar bu tür konulara azami şekilde dikkat etmek durumundaydı.

Nokia 1011 ile piyasaya giriş yaptı
1992 yılına gelindiğinde artık normal olarak tanımlayabileceğimiz telefonlar üretilmeye başlandı. Artık bu alanda sadece Motorola yoktu. 1992 yılının 10 Kasım günü Nokia 1011 isimli ilk cep telefonu modelini piyasaya sundu. 195 mm x 60 mm x 45 mm boyutlara ve 475 gram ağırlığa sahip olan telefon Motorola’nın mevcut iki modelinden de daha küçük ve hafifti. 2 satırlı renksiz bir ekranı vardı ve 99 kişiyi rehberine kayıt edebiliyordu. Nokia 1011’in en büyük özelliği anteninin küçük olması idi. Telefon görüşmesi yapılacağı zaman anten uzatılabiliyordu.

Nokia 1011


Motorola batraya sıkıntısını çanta telefon ile çözdü
Aynı yıl Motorola’da Bag Phone isimli bir telefon çıkardı. Batarya konusunda kullanıcılarını mağdur etmemek için uğraşan Motorola, boyut konusunda Nokia’nın çok gerisinde kalmıştı. Çanta içerisindeki pil ile uzun süre telefon görüşmesi yapılabiliyordu fakat telefon çantadan ayrı kullanılamıyordu. Telefonun anteni ise çanta üzerinde olmasına karşılık Nokia 1011, Motorola Bag Phone’dan oldukça küçüktü.

Motorola Bag Phone


IBM’den ilk dokunmatik ekranlı akıllı telefon
Bu iki telefonun çıkmasının ardından tam 1 yıl sonra IBM dünyanın ilk smartphone’u sayılan Simon isimli cihazı tanıttı. Cihazın tasarımı Motorola’nın ilk cep telefonuna benziyordu. Fakat o devre göre çok şaşırtıcı özelliklere sahipti. Telefon özelliğinin yanında cep bilgisayarı olarak adlandırılan Simon, faks ve çağrı cihazı özelliklerine sahipti. Cihaz tanıtıldıktan 2 yıl sonra 899 dolara satılmaya başlandı. Dokunmatik ekranı ve özel kalemi ile bugünkü akıllı telefonların temeli atılmıştı. Simon, ilk defa takvim, elektronik posta, ajanda, dünya saatleri, not defteri, oyunlar gibi uygulamaları barındıran bir telefon oluyordu. Metin tahmin edebilen yazılımı onu devrin en şaşırtıcı telefonu yapmıştı.

IBM Simon


Değiştirilebilir Zil sesleri özelliği eklendi
1996 yılında tanıtılan ve NEC tarafından üretilen Mova N103 Hyper, özelleştirilebilir zil seçeneği olan ilk telefon oldu. Bu mevcut telefonlar içerisinde bulunmayan bir özellikti. Bu tarihten sonra üretlen tüm cihazlarda bu özellik standart hale geldi.

İlk renkli ekranlı telefon
1997 yılında üstün Alman teknolojisine sahip Siemens dünyanın ilk renkli ekranlı telefonunu tanıttı: Siemens S10. Ekran kalitesi çok iyi olmasa da diğer telefonlara göre değişik renklerde menüye sahip olması telefonun farkını ortaya koyuyordu. Fakat tasarım konusunda hâlâ beklenen seviyede değildi telefonlar. Ayrıca pil konusunda da ciddi derecede sıkıntılar mevcuttu.

Siemens S10


Nokia 8810 ile damgasını vurdu
1999 yılına gelindiğinde Nokia kendisini uzun süre dünya lideri yapacak olan 8810 isimli cep telefonunu tanıttı. Bu telefon daha önceki modellerle karşılaştırılamayacak kadar küçük ve hafifti. Sürgülü bir kapağa sahip telefonun en büyük özelliği antensiz olmasıydı. Sadece bu özellik ile Nokia dünya çapında dikkat çekti. 8810 kullanıcılarını şimdi bile görmek mümkün. Telefonun tasarımı hâlâ etkileyici.

Nokia 8810


Nikel bataryalar telefonlarda kullanılmaya başlandı
“Dünyada ilk” özelliğine sahip telefonlar çıkarken batarya konusunda da büyük bir gelişme yaşandı. Nikel bataryaların piyasaya çıkması ile önceki seride kullanılan zehirli maddeler geride kaldı. Nikel bataryalar aynı zamanda daha ince ve hafifti. Böylece telefonlarında daha küçük yapılmasına imkan sağladı. Bataryanın küçülmesi her zaman telefonların gelişimini olumlu yönde etkiledi. Şimdi bile bir telefonun en çok yer kaplayan donanımı bataryası. Yapılan çalışmalar ile bataryaların önümüzdeki sene daha ince olması bekleniyor.

Nokia 3210 tüm dünyada 160 milyon sattı
1999 yılında cep telefonuna akla gelen her özellik eklenmeye başlandı. Bu yıl “ilk”lerin yılı olarak mobil teknoloji tarihine damgasını vurdu. Nokia’nın bir başka tasarım harikası telefonu 3210 tüm dünyada 160 milyon adet satış rakamına ulaştı. Benefon Esc modeli GPS özelliğine sahip ilk telefon olarak karşımıza çıktı. Aynı yıl Samsung SPH-M100 Uproar ile cep telefonunda müzik çalar özelliği ekledi ve MP3 telefonlara giriş yaptı. Yine 1999 yılında ve efsane telefonlardan biri olan Nokia 7110, internete bağlanabilen ilk telefon oldu. WAP sitelerine giren telefon ile e-posta alıp gönderebiliyordunuz. 7110 tasarımı ve özellikleri ile bir çok kişiyi hastalık derecesinde kendisine bağlamıştır. Telefonun kontrolüni sağlayan yüzük kullanımı kolaylaştırmıştır.

Nokia 3210


İlk kameralı telefon 0.1 MP’di
2000 yılına gelindiğinde sektöre giren firmalar artık gövde gösterisi yapıyorlardı. Bu dönemde telefonlara kamera özelliği eklendi. Sharp J-SH04 modeli ile cep telefonunda kamera dönemini açtı. Telefon 0.1 MP çözünürlüğünde fotoğraflar çekebiliyordu. O dönemdeki ekranlarda fazla gelişmemiş olduğu için çektiğiniz fotoğrafları telefon ekranından seçmek çok da kolay değildi. 

Sharp J-SH04


İlk Bluetooth özelliği Ericsson T39
2001 yılında Ericsson Bluetooth özelliğine sahip ilk telefon T39 ile dikkatleri üzerine çekti. Bluetooth içerik paylaşımı konusunda kullanıcıları kablo derdinden kurtarıyordu. İnsanlar en sevdikleri zil seslerini ve duvar kağıtlarını artık Bluetooth ile paylaşabileceklerdi. Bluetooth özelliği çıktıktan sonra telefonlarda bir standart haline geldi.

Motorola RAZR moda telefonu olarak karşımızda
2004 yılında Motorola tasarım konusunda telefonları bir adım daha öne taşıyan ince ve kapaklı modeli RAZR’yi tanıttı. Bu telefon tüm dünyada 50 milyon adet sattı. Aynı yıl Motorola A845 modeli ile görüntülü görüşme ve hızlı internet telefonlara girmiş oldu. A845’in ön yüzünde bulunan kamera artık insanların birbirlerini görerek konuşmalarını sağlıyordu. İlk zamanlar çok büyük heyecan uyandırsa da bu özellik hiçbir zaman telefonlarda çok fazla kullanılmadı.

Motorola RAZR


Li-ion bataryalar telefonların daha hızlı gelişmesine imkan sağladı
2004 yılında batarya konusunda yine büyük bir ilerleme kaydedildi. Lityum-ion bataryalar telefonlar için artık çok uzun bekleme ve görüşme süreleri sunar hale geldi. Önceki telefonlarda yapılan 8-9 saat şarj karşılığı 1 saat konuşma süresi, 1-2 saat şarj karşılığı 7-8 saatn konuşma süresine dönüştü. Tabi 2004 yılında telefonlar genelde küçük ekranlı, mobil internet ve GPS gibi çok fazla enerji harcayan özelliklere sahip olmadığından bekleme ve konuşma süreleri şimdiki akıllı telefonlara göre çok iyiydi.

Motorola A845


Palm akıllı telefonları ile gündemde
2005 yılında Palm Treo 700w modilini piyasaya sundu. Bu telefon Palm’ın kendi işletim sistemine sahipti. Telefonun ofis belgelerini açabilmesi o zaman için çok büyük bir olaydı. Sonrasında Palm arka arkaya benzer modeller üretti ve iş telefonu kategorisinde bir çok cihaz sundu piyasaya. Telefonun QWERTY klavyeye sahip olması o zamanlar için “sadece iş adamları kullanabilir” algısı oluştursa da şimdilerde herkesin QWERTY klavye tercih ettiğini görüyoruz.

Palm Treo 700w


iPhone ile tüm dünyada deprem etkisi
2007 yılına gelindiğinde piyasadaki mevcut telefon üreticileri Apple’ı fazla ciddiye almadılar. Artık hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağının göstergesi olarak Apple ilk modeli olan iPhone’u piyasaya sundu. Bu telefon tüm dünyada öyle etkili olduki diğer firmaların Apple’a yetişebilmesi en az 2-3 yıllarını aldı. İlk model iPhone bir çok özellikten yoksun olsa da, tamamen dokunmatik ekran oluşu, oyun, e-posta, internet gibi ihtiyaçları barındırması, diğer telefonlarla karşılaştırılamayacak kadar hızlı çalışması ve o zamanlar sadece Apple’ın kullanabildiği multi-touch özelliğine sahip olması onu bir numara yapmaya yetti. 2007 yılı mobil teknoloji için, telefonun icadı kadar önemli bir yıl oldu. Apple, iPhone için uygulama mağazası açarak telefon dışında daha kazançlı bir gelir kapısı elde etti. Apple bunları yapana kadar hiç kimsenin aklında böyle şeyler yoktu. Telefon gelişimi Nokia’ya bırakılsaydı şuan hâlâ kendi kendine açılıp kapanan, kaba ve yavaş çalışan telefonları kullanıyor olacaktık.

Apple iPhone


Akıllı uydu telefonu
2010 yılında ilk akıllı uydu telefonu TerreStar Genus piyasaya sunuldu. 2010 yılına kadar bir çok uydu telefonu yapılmıştı fakat telefonların antenleri ilk cep telefonun boyu kadar vardı. Bu model ise antensiz ve bir çok iş fonksiyonlarını barındırıyordu. 2007 yılında Apple’ın mobil teknoloji dünyasında yaşattığı deprem diğer firmaların tüm planlarını altüst etmiş ve herkes tüm gücü ile Apple ile savaşır olmuştu. İşte o savaşın sonuçlarından bir telefon: LG Optimus 2X. Dünyanın en hızlı çift çekirdekli cep telefonu.

Optimus 3D iPhone 4S


Gözlüksüz 3D telefonlar
2011 yılı yani bu yıl ise başından sonuna kadar heyecanlı geçen bir yıl oldu. Son çıkan modellerle mobil teknolojinin nerelere geldiğini şaşkınlık içerisinde izliyoruz. Apple iPhone 4S ile yine şov yaptı. Telefonun çift çekirdekli A5 işlemcisi, bir önceki modele göre 2 kat daha hız kazandırdı. Çift antene sahip olması yine ilkler arasında. HTC EVO 4G ile dünyanın ilk 4G telefonunu tanıttı. Android işletim sistemine sahip cihaz oldukça da hızlı. 3D’nin önce sinemalara, ardından televizyonlara girmesi ile birlikte çok geçmeden dünyanın ilk 3D cep telefonu LG Optimus 3D piyasaya sunuldu. Telefon çift kameraya sahip ve 3 boyutlu görüntü kaydedebiliyor. Ayrıca bu görüntüleri telefonun ekranından herhangi bir gözlüğe gerek kalmadan izleyebiliyorsunuz. 

ÖSYM Yönetmenliği ve Maddeleri

AhmetZekiTasgar Tarafından Yazılmıştır.

ÖSYM’NİN  MEVZUAT  ALTYAPISI
Başkanlığımız 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun mülga 10 uncu ve 45 inci maddeleriyle teşkil edilen ve Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslar çerçevesinde yükseköğretim kurumlarına öğrenci alınması amacıyla sınavları hazırlayan ve yapan, öğrenci isteklerini de göz önünde tutarak Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği esaslara göre değerlendiren, öğrenci adaylarının yükseköğretim kurumlarına yerleştirilmesini sağlayan ve bu faaliyetlerle ilgili araştırmaları ve diğer hizmetleri yapan Yükseköğretim Kuruluna “bağlı” bir kuruluş iken 03/03/2011 tarih ve 27863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile bu Kanunla ve ilgili diğer mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğine, idari ve mali özerkliğe sahip, Yükseköğretim Kurulu ile “ilgili”, merkezi Ankara’da bulunan özel bütçeli bir kuruluş olarak ihdas edilmiştir.
6114 sayılı Kanununun uygulanmasında görülen eksiklikler ve yeni ihtiyaçlarının ortaya çıkması nedeniyle yürürlük tarihinden bu yana çeşitli Kanunlarla değişiklikler ve ilaveler yapılmıştır.
 6114 sayılı Kanunun ilgili maddeleri uyarınca Başkanlığımızca hazırlanan aşağıdaki Bakanlar Kurulu Kararları, Usul ve Esaslar ve Yönetmelikler Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve uygulamaya geçirilmiştir:
 A) Yönetmelikler
1- 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği 11.10.2011 tarihli ve 28081 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 2- 6114 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği 28.10.2011 tarihli ve 28098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 3- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman Yardımcılarının mesleğe alınma, yetiştirilme, tez ve yeterlik sınavları ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzmanlığına atanma usul ve esaslarını; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Uzman ve Uzman Yardımcılarının çalışma usul ve esasları ile görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlemek amacıyla 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 41 inci maddesine dayanılarak hazırlanan ÖSYM Uzman Ve Uzman Yardımcılığı Sınav, Atama, Yetiştirilme, Görev ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik 19.11.2011 tarihli ve 28117 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 4- 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan hüküm uyarınca Başkanlıkta istihdam edilecek yerli ve yabancı sözleşmeli uzman personelin hizmete alınmalarına, niteliklerine, görevlerine, sorumluluklarına, ücretlerine ve diğer sosyal haklarına ilişkin usul ve esaslarını belirlemek üzere hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında Çalıştırılacak Yerli ve Yabancı Sözleşmeli Personel Hakkında Yönetmelik 25.11.2011 tarihli ve 28123 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 5- 6114 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme hizmetlerini yerine getirirken, gerçek kişiler, kamu tüzel kişileri veya özel hukuk tüzel kişilerinden, sınav hizmetleriyle sınırlı olmak üzere, ihtiyaç duyduğu aşamalarda; soru hazırlama, donanım ve yazılım olarak bilgisayar ve iletişim altyapısı, baskı, paketleme, taşıma, dağıtım, güvenlik, işgücü hizmet ve mal alımlarına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Sınav Hizmetlerine Yönelik Mal ve Hizmet Alımları Yönetmeliği 09.12.2011 tarihli ve 28137 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 6- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılan sınavlarda, adayların ve sınav görevlilerinin sınav binalarına giriş koşullarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 6114 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan Adayların ve Sınav Görevlilerinin Sınav Binalarına Giriş Koşullarına İlişkin Yönetmelik 26.09.2012 tarihli ve 28423 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 7- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılacak sınavlara ilişkin soruların hazırlanması, soru havuzunun oluşturulması ve şifrelenmesi, basılı veya elektronik ortamda yapılan sınavlara ait soruların güvenliğinin sağlanması, sınav türleri ile sınavların hazırlanmasında görev alanların uyması gereken hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere 6114 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin sekizinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan Soruların Hazırlanması, Soru Havuzunun Oluşturulması ve Soruların Güvenliğinin Sağlanmasına İlişkin Yönetmelik16.04.2013 tarihli ve 28620 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
 8- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı teşkilatında istihdam edilecek hukuk müşavirleri ve avukatların mesleğe alınma ve atanmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 18/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmeliğin Ek 6 ncı maddesine dayanılarak hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Hukuk Müşavirliği ve Avukatlık Giriş Sınavı ve Atama Yönetmeliği 20.06.2013 tarihli ve 28683 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
B) Bakanlar Kurulu Kararları
1- 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin sekizinci fıkrası hükümleri uyarınca Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında geçici görevle görevlendirilen personele ödenecek ek ödemenin tutarı ile usul ve esaslarını tespit etmek amacıyla hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında Geçici Görevle Görevlendirilenlere Yapılacak Ek Ödemeye İlişkin Esaslar, 02.12.2011 tarihli ve 28130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
2- Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında kadro karşılığı sözleşmeli çalıştırılacak personelin hizmet şartları, vasıfları, görevleri, sorumlulukları, ücretleri ve diğer ödemeleri ile özlük işlerini düzenlemek amacıyla 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin onüçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlanan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi ÖSYM Başkanlığında Kadro Karşılığı Çalıştırılacak Sözleşmeli Personel Hakkında Hizmet Sözleşmesi Esasları 02.12.2011 tarihli ve 28130 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
3- Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca yapılan merkezî sınavlar, yükseköğretim kurumlarının açık öğretim sınavları ve kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerinin talepleri üzerine yükseköğretim kurumlarınca yurt içinde ve yurt dışında yapılan sınavlarda; soruların hazırlanmasında görevlendirilenlere, sınav soru havuzunda yer alacak soruların hazırlanmasında katkısı olanlara, sınav koordinatörlüklerinin koordinatörüne ve diğer personeline, bina sınav sorumluları ile bina yöneticilerine, salon başkanlarına, gözetmenlere, sınav güvenliğini sağlayan kolluk kuvvetlerine, kapalı dönem çalışanlara ve sınav sürecinde görev alan diğer personele ödenecek sınav ücretleri ile ilgili usûl ve esasları belirlemek amacıyla 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin onüçüncü fıkrasına dayanılarak hazırlan Sınav Ücretlerine İlişkin Usul Ve Esaslar 18/01/2012 tarihli ve 2723 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiştir.
4- 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre, ÖSYM Başkan ve Başkan Yardımcılarının Ücretlerinin Tespitine Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; 11/3/2013 tarihli ve 2013/4439 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kararlaştırılmış, sözkonusu Karar 28.04.2013 tarihli ve 28629 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
5- 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Kanunun 5 inci maddesine göre, 18 yerde Doğrudan Merkeze Bağlı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı temsilciliği kurulması; 22/4/2013 tarihli ve 2013/4658 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kararlaştırılmış ve 16.05.2013 tarihli ve 28649 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

ÖSYM Görev ve Yetkileri Nelerdir?

AhmetZekiTasgar Tarafından Yazılmıştır.


Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yükseköğretim Kurulu kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine istinaden başta yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans veya lisansüstü öğrenim görecek adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleştirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları ile gerektiğinde yerleştirme işlemlerini yapmak.
b) İlgili mevzuat hükümleri uyarınca kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında görev almaya veya görevde yükselmeye yönelik sınavları ve gerektiğinde yerleştirme işlemlerini ilgili kurumun talebine bağlı olarak yapmak.
c) Özel hukuk tüzel kişilerinin talep ettikleri her türlü ölçme ve değerlendirme işlemlerini yapmak.
ç) Sınav ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemlerine yönelik yıllık sınav takvimini belirlemek, kamuoyuna duyurmak ve bu Kanunda belirlenen ilkelere göre yerine getirmek.
d) Sınav hizmetlerinin yerine getirilmesinin tüm aşamalarında, konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak gerekli güvenlik tedbirlerini almak.
e) Hizmetin gereklerine uygun ölçme, seçme, değerlendirme ve yerleştirme yöntemlerini belirlemek.
f) Sınav yapılacak merkezleri oluşturmak, sınav hizmetlerini yapacak kişileri belirlemek ve gerekli görevlendirmeleri yapmak.
g) Sınav, ölçme, değerlendirme, yerleştirme, araştırma ve diğer hizmet bedellerini belirlemek.
ğ) Gerekli hâllerde sınavları ertelemek, kısmen veya tamamen iptal etmek, adayların işlemlerini geçersiz saymak.
h) Faaliyet alanlarıyla ilgili araştırmalar yapmak, ulusal ve uluslararası gelişmeleri izlemek, bilimsel toplantılara katılmak, ulusal ve uluslararası kurumlarla işbirliği yapmak.
ı) Sınav sonuçlarını analiz etmek ve sonuçları kamuoyuna duyurmak; sınav sonuçlarını ilgili kurum veya kuruluşlara basılı veya elektronik ortamda iletmek.
i) Görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapmak ve kılavuzlar hazırlamak.
j) Faaliyetleri ile ilgili olarak şirket kurmak, kurulmuş şirketlere ortak olmak.

ÖSYM Tarihsel Gelişimi

AhmetZekiTasgar Tarafından Yazılmıştır.


ÖSYMTARİHSEL GELİŞME
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, 19 Kasım 1974 tarihinde, Üniversitelerarası Kurul tarafından, 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu’nun 52 nci maddesine göre, "Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM)" adıyla kurulmuş, 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Yükseköğretim Kuruluna (YÖK) bağlanarak "Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)" adını almıştır. 3 Mart 2011 tarihine kadar bu adı ile 2547 sayılı Kanunun 10 uncu ve 45 inci maddelerine göre çalışmalarını sürdürmüştür.
3 Mart 2011 tarihli ve 27863 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 17/2/2011 tarihli ve 6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Kurum idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli bir kamu kurumuna dönüştürülmüş, kendine özgü bütçesi olan, uzmanlığa dayalı bir personel rejimi ve idari yapısını oluşturacak yasal zemin hazırlanarak “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı” adını almıştır.
Yukarıda açıklanan zaman diliminde ÖSYM’nin katetmiş olduğu kilometre taşları aşağıda açıklanmıştır:
Cumhuriyet döneminde, 1960'lı yıllara gelinceye kadar lise mezunlarının sayısı az olduğundan pek çok fakülte, kendisine başvuran mezunları sınavsız kabul etmiştir. Zaman içinde kontenjanlarını aşan bir taleple karşılaşan fakülteler seçme işini, başlangıçta: (a) Başvuru sırasını dikkate alma ve ihtiyaç kadar adayı kabul ettikten sonra kayıtları durdurma, (b) Fakültede verilen eğitimin niteliğini dikkate alarak liselerin fen ya da edebiyat kolu mezunlarını kabul etme, (c) Lise bitirme derecesine göre sıralanan başvurulara göre öğrenci alma yollarından birini izleyerek yapmıştır.
Lise mezunlarının artması ve lise dengi okul mezunlarına da yüksek öğretime başvurma hakkı verilmesiyle, yukarıda özetlenen öğrenci seçme yöntemleri ihtiyaca cevap veremez duruma gelmiş; fakülteler kendi amaçlarına uygun giriş sınavları düzenlemeye başlamıştır. Bu son durumda öğrenciler, sınavlara katılabilmek için ülke içerisinde farklı şehirlere gitmek, aynı gün ve saatlere rastlayabilen sınavlardan birine katılıp diğerine katılamama durumlarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum, adaylar ve veliler açısından önemli sorunlara yol açmıştır.
1960'lı yıllarda, önce bazı üniversiteler kendilerine özel giriş sınavları düzenlemeye başlamışlar; sonra bazı üniversiteler bu konuda birlikte çalışma yoluna gitmişlerdir. Aday sayısındaki artış, çok sorulu ve objektif testlerden oluşan sınavların hazırlanmasını, başvurma, puanlama, seçme, yerleştirme ve sonuçları bildirme gibi işlemlerde bilgi işlem yöntem ve araçlarından yararlanılmayı gerektirmiştir.
1974 yılında, Üniversitelerarası Kurul, üniversiteye giriş sınavlarının tek merkezden yapılmasını uygun bulmuş ve 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu’nun 52 nci Maddesine dayanarak 19 Kasım 1974 tarihinde Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezini (ÜSYM) kurmuştur. Üniversitelere öğrenci seçme ve yerleştirme işlemleri, 1981 yılına kadar bu merkez tarafından yürütülmüştür.
1981 yılında, Merkez, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 10 uncu ve 45 inci maddelerinde yapılan düzenleme ile Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) adı altında Yükseköğretim Kurulunun bağlı bir kuruluşu hâline getirilmiştir. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı, 1974 ve 1975 yıllarında aynı gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumda, 1976-1980 yıllarında aynı günde ve bir oturumda uygulanmış; 1981 yılından itibaren iki basamaklı bir sınav hâline getirilmiştir. İki basamaklı sınav sisteminde ilk basamağı oluşturan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) Nisan, ikinci basamağı oluşturan Öğrenci Yerleştirme Sınavı (ÖYS) ise Haziran ayı içinde uygulanmıştır.
1974 yılından itibaren adaylardan yüksek öğretim programlarına ilişkin tercihleri toplanmış ve adaylar puanlarına ve tercihlerine göre yüksek öğretim programlarına merkezî olarak yerleştirilmiştir. 1982 yılından itibaren de ortaöğretim kurumlarından adayların diploma notları alınmaya başlanmış ve bu notlar 2547 sayılı Kanunun 45 inci maddesi kapsamında Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) adı altında belli ağırlıklarla sınav puanlarına eklenmiştir.
1987 yılından itibaren, yüksek öğretim programları ile ilgili tercihlerini belli alanlarda toplayan adaylara, sınavda belli testleri cevaplama, diğerlerini cevaplamama olanağı tanınmıştır.
1999 yılında iki basamaklı sınavın ikinci basamağı kaldırılmış, sınav ÖSS adı altında tek basamaklı bir sınav hâline getirilmiştir. 1999 yılındaki değişiklikte önceki yıllarda uygulanan ÖSS’de herhangi bir değişiklik yapılmamış, sınavda sorulara temel teşkil eden bilgilerde temel eğitim müfredatının üstüne çıkılmamıştır. 2006-ÖSS’de yapılan değişiklikle sınavın bir basamakta uygulanmasına devam edilmiş, ancak soruların bir kısmı önceki yıllarda olduğu gibi ÖSS tipinde hazırlanmış, bir kısmı ise tüm lise müfredatı göz önünde tutularak hazırlanmıştır.
6114 Sayılı Kanunun Kuruluş, görev ve yetkiler başlıklı 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “ Yükseköğretim Kurulu kararlarına veya ilgili mevzuat hükümlerine istinaden başta yükseköğretim kurumlarında ön lisans, lisans veya lisansüstü öğrenim görecek adayların puan sıralamasına göre tespiti veya yerleştirilmesi ile yükseköğretim kurumlarında atama veya yükselmelerde esas alınan sınavlar olmak üzere, ulusal ve uluslararası her türlü bilim, yetenek veya yabancı dil sınavları ile gerektiğinde yerleştirme işlemlerini yapmak.” Hükmü uyarınca Yükseköğretim Genel Kurulunun kararları doğrultusunda  üniversiteye giriş sistemine son şekli verilmiştir.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (Birinci Aşama) ; Ortaöğretimden yüksek öğretime geçişte iki aşamalı sınavın birinci aşaması “Yükseköğretime Geçiş Sınavı” olarak adlandırılan ortak ve tek bir sınavdır. “Yükseköğretime Geçiş Sınavı”, ortaöğretimi başarı ile tamamlayan ve yükseköğrenim görmek isteyen kişilerin tabi tutulacağı, yüksek öğretime geçiş için yeterliliği ölçen bir sınav olup bu sınavla,
a)    Açık öğretim programları ile örgün ön lisans programlarına yerleştirilmesinde esas alınacak olan başarı puanı,
b)    Lisans programlarına yerleştirme amacıyla yapılacak “Lisans Yerleştirme Sınavları”na girebilmek için aranan asgari başarı puanı belirlenir.
Lisans Yerleştirme Sınavları (İkinci Aşama); “Lisansa Yerleştirme Sınavları”, adayların ders düzeyindeki bilgi ve yeteneklerini ölçen ve açık öğretim dışındaki örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanını belirleyen sınavlardır.
Lisansa Yerleştirme Sınavları;
  1. Matematik, Geometri Sınavı (LYS 1),
  2. Fen Bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS 2),
  3. Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS 3),
  4. Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe grubu) Sınavı (LYS 4),
  5. Yabancı Dil Sınavı (LYS 5)
olmak üzere beş alanda, Haziran ayında iki hafta sonunda  ve ayrı ayrı oturumlarda yapılır.
 ÖSYM’nin hâlen yapmakta olduğu sınavlar aşağıdaki gibi listelenebilir.
  • Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)
  • Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS)
  • Yükseköğretim Kurulu Seviye Tespit Sınavı (STS)
  • Jandarma Okullar Komutanlığı Jandarma Astsubay Temel Kursu Giriş Sınavı (JANA)
  • Diş Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) (İlkbahar ve Sonbahar)
  • Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) (Bahar ve Güz)
  • TSK Askeri Liseler ile Bando Astsubay Hazırlama Okulunda Öğrenim Görecek Öğrencileri Seçme Sınavı (ALS)
  • Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) (İlkbahar ve Sonbahar)
  • Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS) (İlkbahar ve Sonbahar)
  • Polis Akademisi Polis Meslek Yüksekokulları Öğrenci Adaylığı Sınavı (PMYO)
  • Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS Ortaöğretim / Önlisans / Lisans )
  • Dikey Geçiş Sınavı (DGS)
  • Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS)
  • Üniversitelerdeki İdari Personel İçin Görevde Yükselme Sınavı (ÜGYS)
  • Engelli Memur Seçme Sınavı (EKPSS)
 Bunlara ek olarak, oluşacak yeni sınav türleri doğrultusunda da ülkenin ihtiyaçları karşılanmaktadır.

İklim Elemanları - Yağış ve Yağış Ürünleri

9 Mart 2014 Pazar AhmetZekiTasgar Tarafından Yazılmıştır.


YAĞIŞ TÜRLERİ
 


     
 Nemlilik yer yüzünde canlı hayatının gelişmesinde ve devamında çok önemli bir unsurdur. Hava ve iklim şartları bakımından da çok önemlidir. Her şeyden önce yağışların kaynağı havadaki su buharıdır. 
Su her sıcaklıkta buharlaşır. Bu sebeple atmosferde sürekli bir miktar nem vardır.
Buna atmosfer nemliliği denir. Nemliliği ölçen alete de higrometre denir. 
Atmosfer nemliliği 3 şekilde ifade edilir.1)Mutlak Nem: 1 m3 hava içinde bulunan nemin gr olarak ağırlığına denir. Su buharının miktarı hacim itibariyle  hiçbir zaman havanın % 4’ünü aşmaz.  
Mutlak nemde etkili faktörler
 Buharlaşma yüzeyi: Buharlaşma yüzeylerinden (okyanus , deniz , akarsu , göl , bitki örtüsü gibi)   uzaklaştıkça mutlak nem azalır. Örnek; deniz kıyısından kara içlerine, ormanlık alandan ormansız alana gidildikçe mutlak nem  azalır. 
Sıcaklık: Sıcaklık arttıkça buharlaşma artacağından dolayı genellikle mutlak nem de artar. Örnek; ekvatordan kutuplara doğru mutlak nem azalır. Ayrıca alçak alandan yüksek alanlara, yazdan kışa, gündüzden geceye geçildiğinde mutlak nem azalır.   
NOT: Sıcaklık arttıkça her zaman mutlak nem artmayabilir. Ama sıcak denizlere yaklaştıkça mutlak nem her zaman artar. 
Mutlak nem Ekvator çevresindeki denizler üzerinde çok fazla iken , dönenceler çevresindeki çöl alanlarında çok azdır. 
2)Maksimum Nem (Doyma miktarı) : Belirli bir sıcaklık ve basınç altında 1  m3 havanın taşıyabileceği en fazla nem miktarına denir. Sıcaklık arttıkça havanın hacmi genişler ve alabileceği nem miktarı artar. Hava soğuduğunda ise hacmi daralır ve alabileceği nem azalır. 
Örnek; -20C---------1,1gr/  m3 
          -10 C--------2,38 gr/m3 
            0 C---------4,85 gr/m3 
            5 C --------6,8 gr/m3 
3) Bağıl Nem (nisbi ): Belirli bir sıcaklıktaki hava kütlesinin içinde bulunan nem miktarının , o sıcaklıkta alabileceği en fazla nem miktarına oranıdır. 
           
Bağıl nem  havada bulunan nemin yüzde cinsinden değeridir. Bağıl nem havanın nem açığını veya neme doyma oranını verir. Bir yerde yağış olabilmesi için bağıl nem %100 ‘ü aşması gerekir. Sıcaklık arttıkça bağıl nem azalır. Sebebi  ısınan  havanın hacmi genişler. Alabileceği  nem artar. Sıcaklık azaldıkça , havanın hacmi daralır. Alabileceği nem azalır. Böylece havanın nem açığı azalır. Yani bağıl nem artar. Bağıl nem azaldıkça buharlaşma artar. Bağıl nem arttıkça buharlaşma azalır. 
NOT: Bağıl nem Ekvator çevresindeki denizler üzerinde çok yüksek iken ,çöl bölgelerinde çok düşüktür. 
  
YOĞUNLAŞMA 
 Hava içindeki su buharının soğuması sonucu katı veya sıvı hale dönüşmesi olayına yoğunlaşma denir. 
Yoğuşma noktasına iki yoldan erişilir. Bunlar :  1- Havadaki nem miktarının artması;  2-Sıcaklığın azalmasıdır (tabiatta en fazla görülen yoğuşma biçimidir). 
Yükselen hava kütlesi yoğuşma safhaları bakımından ;
 1- Kuru    
 2- Yağmur
3- Dolu     
4- Kar safhası şeklinde dört safhadır. 
Havanın alttan  soğuması sonucu oluşan yoğunlaşma biçimine sis denir. Başka bir deyişle sis bulutun yere inmiş şeklidir. 
Sis olayının en önemli özelliği, dünya yüzeyi ile temas eden havanın soğuması sonucunda  meydana gelmesidir. 
Böyle soğumalar:  Açık gecelerde giden radyasyondan dolayı yüzeyden ısı kaybı ile, Farklı sıcaklıktaki iki hava kütlesinin temasında sıcak havanın daha soğuk bir yüzey üzerinde akmasıyla ya da soğuk havanın sıcak bir hava kütlesinin altına girmesi ile yer yüzeyine doğru meydana gelen ısı kaybıyla, Sıcaklık azaldıkça sis yoğunluğu artar. Havanın yükselerek soğuması sonucu bulutlar oluşur. Bulutluluğu ölçen alete nefometre denir. Sıcaklık azaldıkça bulut yoğunluğu artar. Ancak bu durum her zaman doğru değildir. 
Örnek: Kutuplarda ve troposferin üst katlarında nem  az olduğundan bulut yoğunluğu buralarda azdır.



YAĞIŞLAR 
Havadaki nemin yoğunlaşarak katı veya sıvı halde yeryüzüne düşmesi olayına yağış denir. Bir yere düşen yağış miktarını ölçen alete plüviyometre denir. 
PlüviyografPlüviyometrePlüviyograf                                                              PlüviyometreYağış Türleri (ürünleri) 
Çiy:Hava içindeki su buharının soğuk cisim yüzeyleri üzerinde yağmur damlaları şeklinde yoğunlaşması olayıdır. Yoğunlaşma 0 °C ‘nin üstünde olduğu için damlalar şeklindedir. Oluşumu sabaha karşı görülür. 

Kırağı: Oluşumu çiye benzer. Fakat yoğunlaşma  0 ° C ’ nin altında gerçekleştiğinden  buz kristalleri şeklindedir. 
Kırç: Havadaki su buharının çok soğumuş cisim yüzeylerinde buza dönüşmesidir. 
NOT: Kırağı sadece zemine yakın yerlerde görülürken , kırç her yerde (ağaç daları, teller, direkler vb.) görülür. 
Yağmur: Bulutu oluşturan su taneciklerinin damlalar halinde yeryüzüne düşmesi olayıdır. 
Kar: Bulutu oluşturan su taneciklerinin 0 °C nin altındaki bir sıcaklıkta buz kristalleri şeklinde yeryüzüne düşmesi olayıdır. 
Dolu: Havadaki nemin hızla yükselmesi ve çok soğuması sonucu buz tanecikleri şeklinde yeryüzüne düşmesi olayıdır. Havanın ani yükselmesi genellikle ilkbahar ve yaz mevsiminde görülür. 
Yağış Oluşum Şekilleri 1)Oroğrafik (Yamaç) yağışlar: Yer şekillerinin etkisiyle oluşurlar. Nemli hava kütlesinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucu oluşurlar. Türkiye’de en fazla Karadeniz ve Akdeniz Bölgelerinde görülür. Batı rüzgarları ve Muson rüzgarlarının etki alanlarında görülen yağışlar bu şekilde oluşmuştur. 
 

2)Konveksiyonel ( siklonik-yükselim) yağışlar: Isınan havanın yükselerek soğuması sonucu oluşurlar. Türkiye genelinde sıcak dönemlerde görülen yağışlar bu şekildedir. En fazla İç Anadolu Bölgesinde görülür. Bu yağışlara halk arasında Kırkikindi yağışları denir. Dünya üzerinde ise en fazla Ekvatoral bölgede görülür.   
3)Cephesel (frontal) yağışlar: Farklı hava kütlelerinin karşılaşım alanlarında görülür.   
 
Türkiye genelinde kışın görülen yağışlar bu şekildedir. En fazla Akdeniz Bölgesinde görülür. Dünya üzerinde ise ılıman kuşakta kışın görülür. 
NOT: Yağış oluşumlarında ortak özellik yükselen havanın soğuması ve yağış bırakmasıdır. 
Yağışların Yer Yüzüne Dağılışında Etkili Faktörler1)Denize göre konum: Kıyı bölgeler iç kesimlere göre daha fazla yağış alır. 
2)Yükselti: Yükseltisi fazla olan bir yer her zaman çevresine göre daha fazla yağış alır. Sebebi; yoğunlaşmanın daha çok yükseklerde gerçekleşmiş olmasıdır. 
3)Rüzgarların esme yönü: Denizden karaya doğru esen rüzgarlar yağış bırakırken , karadan gelen rüzgarlar yağış getirmez. 
4)Basınç merkezi: Y.B alanlarında alçalıcı hava hareketinden dolayı yağış oluşmaz. Çünkü alçalan hava alttan itibaren ısınır ve hava doyma noktasından uzaklaşır. 
A.B alanlarında ise yükselici hava hareketlerinden dolayı yağış oluşur. Yükselen hava soğur ve doyma noktasına ulaşır.

Dünyanın En Fazla Yağış Alan Bölgeleri   
 
1)Ekvator çevresi        
2)Muson iklim bölgesi (dünyanın en fazla yağış alan merkezi bu iklim kuşağında Çerapunçi’dir.  12000 mm yağış alır.) 
3)Ilıman kuşak karalarının batısı 


Dünyanın En Az Yağış Alan Bölgeleri   
 
1)Dönenceler çevresindeki çöl alanları 
2)Ilıman kuşak kara içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlar. 
3)Kutup bölgeleri (Kutuplarda bağıl nem yüksek olmasına rağmen yağış miktarı azdır. 
Sebebi: sıcaklığın düşük olmasından dolayı buharlaşmanın  ve mutlak nemin az olmasıdır.
Türkiyemizin nem haritası
Türkiyemizin mevsimlik yağış dağılımı haritası
Türkiyemizin ortalama yağış dağılımı haritası
Türkiyemizin nemlilik ve yağış haritası
Dünya yağış haritası
SU DÖNGÜSÜ